Tarihin Ayak İzleri - Antalya Destination
image06

Tarihin Ayak İzleri

 

“Tarih, yazı ile değil; insanın yeryüzünde göründüğü andan itibaren başlar…”

Anadolu Yarımadası’nın güneybatı ucunda yer alan ve Antalya Körfezi'ni kuşatan Batı Toroslar'ın güneye bakan yamaçlarından patlayarak Kırkgöz Gölü’nü oluşturan kaynakların çevresindeki bir dizi mağara, tarih öncesi çağlardan günümüze haberler verir, hikâyeler anlatır.

Antalya kent merkezinin 25 kilometre kuzeyinde deniz seviyesinden 500-600 metre yükseklikteki bu mağaralarda sürdürülen kazılarda ele geçen buluntular, salt Anadolu’nun değil, insanoğlunun derin geçmişini de gözler önüne seren bir tarih şeridi işlevi görür. Bu mağaraların en dikkate değer olanı  Karain Mağarası'dır.


Döşemealtı ilçesine bağlı Yağca köyünün sınırları içindeki Kırkgöz Gölü kaynaklarının hemen üstündeki yamaçta yer alan Karain Mağarası, insanoğlunun uygarlık yolculuğunun her evresinde ev sahipliği yapmıştır. Karain Mağarası’ndaki insan izleri; yüz binlerce yıl geriye, Eski Taş Çağı’na kadar gider. Eski Taş Çağı ile başlayan süreç, Orta Taş, Yeni Taş (Neolitik), Bakır Taş (Kalkolitik), Tunç (Bronz) ve daha sonraki çağları aydınlatan bir özelliğe sahiptir. 

Karain Mağarası’nda; boynuz ve çakmak taşlarından yapılmış delici ve kesici aletler, basit el baltalarının yanında fosilleşmiş Neandertal insana ait kafatasları, daha üst katmanlarda ise yine fosilleşmiş Homo Sapiens kemik kalıntılarının yanında, soyları tükenmiş hayvanlara, su aygırı, fil, sırtlan ve mağara ayılarına ait diş ve kemik parçaları bulunmuştur.

Karain Mağarası’nda, ilk insanın ortaya çıkmasıyla başlayan iskân, yakın zamanlara kadar sürmüştür. Mağara girişine kazınmış kitabeler, Karain’in bir kült yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. Kitabelerden, mağaranın Ana Tanrıça Kybele ile bir tutulan Meter Oreia’nın bölgedeki tapınma yeri olduğu anlaşılmaktadır. 

Antalya’da, tarih öncesi devirlere ilişkin buluntu veren tek yer Karain Mağarası değildir. Bölgedeki ilk iskânın görüldüğü Karain Mağarası, ihtiyaçları karşılayamaz hale gelince, Kırkgöz Gölü kaynaklarının yakın çevresinde Öküz İni, Mustan İni, Boynuzlu İn, Çark İni, Kızıl İn, Sulu İn, Harun İni ve öteki bir dizi mağara, Eski Taş Çağı’nın üst evrelerinde ve tarımın başladığı Neolitik Çağ’da kullanılmıştır. Bu mağaraların içinde özellikle Öküz İni ayrı bir öneme sahiptir. 

Kırkgöz Gölü çevresindeki mağaraların artan nüfusa yetmez hale gelmesiyle insanlar, yakın çevrede mağara ve benzeri sığınaklar (dolmenler) ile daha sonrasında göl kıyısı ve uzak/yakın alanlarda neolitik köyler oluşturmuştur.

 

Kırkgöz Gölü

Döşemealtı’nın kuzeybatısında yer alan Ahırtaş köyü yakınlarında içinde su sarnıçları bulunan, duvarlarında kitabelerin kazılı olduğu Kocain Mağarası ve Antalya Körfezi’nin güneybatı kıyısında Beldibi beldesi sınırları içinde duvarlarında insan ve hayvan çizimlerinin yer aldığı Beldibi Kayaaltı Sığınağı ile Belbaşı Mağarası, Eski Taş Çağı’nın orta ve üst evrelerinde insanoğluna ev sahipliği yapmıştır. 

Körfez’in doğu ucunda, Alanya’nın kuzeydoğusundaki Oba beldesi sınırları içindeki Oba Çayı’nın batı yamacında, içinden su akan Kadıini Mağarası’nda bulunan basit aletler ve fosilleşmiş insan iskeletleri, bu sığınağın da Eski Taş Çağı’ndan itibaren kullanıldığını belgelemektedir. 

Körfez’in batı yakası iç kısmında, Elmalı ilçesi yakınlarındaki bir diğer Karain Mağarası, Antalya kent merkezinin hemen batısındaki Geyikbayırı Deresi’nin çevresinde ve doğusunda Güzeloba ve Kemerağzı yakın çevresinde yer alan mağaralar, bulundukları yörelerin dip tarihinden haberler vermektedir.

Etkinlik Takvimi
Booking.com